İçim dipsiz bir kuyu gibiydi. Yıllar boyu bazen bardaktan boşalır gibi, bazen damla damla, bazen ip gibi incecik akakarak öfke doldu içime. O öfkeyi hiçbir yere akıtamadım. Mecburen dışıma sızdı. Dipsiz kuyu bile dolmuştu. Bir yere dökebilsem içimi rahatlayacaktım.
Oysa şiddetsiz, sessiz bir geçimsizlik de az şey değil ki. Aynı evi paylaşan, hiç konuşmadan, kavga etmeden, birbirine dokunmadan seneler geçiren insanların geçimi de geçimsizlik değil mi? Çiçeği ha bir günde koparıp atmışsın kökünden, ha yavaş yavaş solmasına izin vermişsin.