Savaşta şarapnel ile yaralanıp psikolojisi bozuk bir baba ,şiddet gören bir anne ,yoksulluk içinde bir yaşam ,5 kardeş ve ev diye bildikleri bataklıkta barakadan bozma bir mekan ...
Bir çocuk için güzel bir şey varsa oda sevgi dolu bir aileye doğmasıdır şüphesiz.
Kya ailenin en küçük çocuğudur. Onunla yalnızca 7 yaş büyük olan abisi Joe ilgileniyor. Annesinin gözündeki morluğu farkettigi gün terkediyor annesi evi. Sonra şiddet gören kardeşleri ve en son abisi Joe. Kya 6 yaşında bi cocuk olarak sarhoş ve psikolojisi bozuk bir babayla geride kalıyor. Annesinden kalan eşyaları,kitapları yakıyor babası eve gelmiyor yiyecek bilmeyen çocuk bahçeden bulduklarını yiyor bir süre.
Abisinin arkadaşı olan Tate, ondan dört yaş büyük olmasına rağmen Kya’yı gördükçe onunla konuşuyor. Küçükken okulda geçirdiği tek gün onlarla olamayacağını anlamış, bu yüzden okula bir daha hiç gitmiyor. On dört yaşına gelince, Tate ona okumayı ve sayıları öğrettiyor. Hayatında ilk defa çok mutluydu ama bu da Tate’in üniversiteye gitmesiyle son buldu. Bir kez daha terk edilmişti. Bu seferki onu hepsinden daha çok üzmüş, yalnızlığını daha çok hissettirmişti.
Yaşadıkları yerde işlenen cinayetle kitap bambaska bir sona doğru evriliyor.
Ve bütün gözler istenmeyen,dışlanan kendi tabirleriyle "bataklık kızı" olarak etiketlenen kıza yöneliyor.
Çok etkileyici bir kitaptı şiddetle tavsiye ederim.