“Hans Castorp kitapların kendisine ait olmasını istediğini söyledi - insanın kendisine ait bir kitabı okuması başka oluyordu; üstelik kalemini eline alıp istediğin yeri çizebiliyordu.”
Büyülü Dağ, ismi ile ne uyumlu bir kitap. Kitaba başlarken tereddütlerim vardı, zor okunuyor bitirebilir miyim gibi endişelere sahiptim ki bazı yerlerde artık bırakmayı düşünmedim desem yalan olur ama okudukça beni kendine çeken ve Hans ile tanışmamın bana neler katacağını gösteren bi kitap oldu.
Kitapta ne ararsanız var. Felsefe, tıp, edebiyat, din... her şeyden biraz biraz değil fazlaca. Batı’nın doğuya, Doğu’nun batıya bakışını çok güzel bir şekil de gösteren bir kitap. Ben yazarın bilgisine hayran kaldım, aslında beni kitaba çeken şey yazarın entelektüel birikimiydi. Her satırdı yazarın zekasına şaşırmadan duramıyordu ve bunu böyle didaktik bir şekil de değil de kitaba yedire yedire anlatması çok hoşuma gitti.
Hans’ın ile tanışmak onun kendisini bulma yolculuğa eşlik etmek beni çok memnun etti.
Yazarın başka kitapları listeme ekledim. Daha geniş bir zamana yayıp okumanızı tavsiye ederim. Üsten okunacak bir kitap değil, tam tersi zaman isteyen hatta mümkünse zaman kavranımı unutarak okuyun.
Keşke bu kitapla başlamasaydım dediğim bi kitap. Peyami Sefa’nın en iyi bulduğu kitaplarından biriymiş, keşke daha farklı kitaplarla bir temel atsaydım dedim. Psikoloji ve felsefe iç içe geçmişti ve beni aşırı yordu.
Çok beğendiğim yerler var ama özellikle birinci kitap beni aşırı yordu Ferit’in buhranları, düşünceleri beni çok yordu. Kurgu kesinlikle çok güzel ama karakterin bunalımlarını okurken, yorgunluk hissediyorum.
İkinci kitaba geçince özellikle anı tarzında olan kısımlar ve matmazelin hikayesi çok güzeldi. Yazarın üslubu çok güçlü, okunmaya değer bi yazar ama ilk defa okuyacaksanız daha sade bir kitabıyla başlayabilirsiniz.
Kitapla Kalın
Ne güzel sevmek ve sevilmek. Dış görünüşünü hiçe sayarak sevmek.
Victor Hugo aşkın en güzel halini “sözde” bir canavar üzerinden anlatmış. İçindeki merhametten yoksun güzelliklerin bu canavarı örnek almasını umut ediyorum.
Victor Hugo Notre Dame’nin yıkılmasına engel olmak için bu şaheseri yazmış ve istediği sonuca ulaşmış. Paris’te büyük bir yankı uyandıran bu kitap daha sonra dünyada da büyük bir yankı uyandırmış.
Esmeralda ve Quasimodo o kadar çok etkiledi ki beni son sayfaları okumak istemedim resmen. Aşkın ve vefanın arasında gidip gelen Quasimodo beni çok yaraladı.
Başlarda özellikle mimarının tanıtım kısımların da aşırı sıkıldım ama iki yüzden sonra kitap su gibi aktı. Okudukça okuyasım geldi. Çok güzeldi, klasikler göz korkutuyor ama bi başladın mı o mükemmel hikayelerin içinde kayboluyorsun. Bir de eleştirilerini din adamlarının iki yüzlüğünü en güzel örneklerle açıklamış. Sadece onun mu kralların ve derebeylerin ikiyüzlüğünü gözler önüne çok güzel seriyor. 19. yüzyılda yaşanan bu olayların 21. yüzyılda da yaşanması ne kadar üzücü. Aslında bir bir değişimin olmadığını görüyoruz.
Kesinlikle okuması gereken bir kitap. Hem tarih, hem felsefe, hem sosyoloji ve en önemlisi din bilgisini çok güzel anlatmış.
Kitapla Kalın.
Senem Tekinkoca ile tanışmayan varsa hemen tanışsın. Aşırı derecede sıra dışı, özgün ve harika kalemi olan bir yazar. Ben kendisini Aziz Arif ile tanımıştım o günden beri
çok severek takip ediyorum.
Öncelikle kurgusu aşırı derece de farklı ve büyüleyici. Yazar hem toplumsal hem de bireyselliği çok iyi harmanlıyor ama benim yazar da en çok sevdiğim şey karakter isimleri.
Araf, Sitare, Bedâhşan, Eflatun... bayıldım bu isimlere.
Yazar bu isimleri seçerken öyle çok farklı olduğu için değil anlamlarının dolu dolu olmasına bakmış bence.
Kurgusu peki. Dört Duvar Eflatun öyle güzel ki. Okudukça gerçek dünyadan kopuyor bambaşka bir dünyaya adım arıtıyorsunuz.
Uzun zamandır elimde olan bir kitaptı ama okumak için hep erteledim ama işte bir kere okuyunca insan bırakamıyor. Okudukça okuyası geliyor insanın.
Senem Tekinkoca’yı okumak her zaman bana farklı bir bakış açısı kazandırıyor. Bu kitapta da kötü ve kötülük arasındaki o ince farkı çok iyi anladım.
Belki bir gün bu kitaba yolunuz düşer okumaktan kesinlikle çekinmeyi. Her zaman önereceğim mükemmel kitaplardan biri.
Kitapla kalın
Zorro adaleti öyle süper güçleriyle değil kılıcı, cesaret ve en önemlisi zekasıyla sağlayan bir kahraman.
Filmini çocukken izleyip aşırı keyif almıştım. Kitabı görünce kesinlikle okumak istedim ama sanırım bunda hata yapmışım çok farklı anlatımlarla Zorro’nu hikayeleri varmış ve bu onlardan biriymiş.
Kitap beş bölümden oluşuyor. Sonlara doğru heyecanı aşırı artan bir hikayesi var. Yazar Zorru’nun hikayesini çocukluktan itibaren ele almış bu kısımlar sıkıcı olsa da ilerde Zorro’nun kimliğini belirleyen asıl olaylar bu bölümler de yatmakta.
Bazı bölümleri olma da olurdu yine sanki uzatılmış gibiyi. Bir de çeviriyi beğenmedim.
Yazarın tarih bilgisine hayran kaldım. Her şeyi en ice ayrıntısına kadar işlemiş bu nedenden kitap ayrı hoşuma gitti.
Ben beğenerek okudum eksikleri olsa da okurken keyif aldım.
Kitapla Kalın.