Bin kapılı handa, elimde yalnız bir anahtarla arıyorum; derviş misali kalbim ellerimde.
Ellerim bana ağır.
Ellerim, bin yıllık çorak bir iklimin habercisi.
Ellerim, ellerinsiz kalalı çok değil; birkaç bin yüzyılın hasretini çekmekte.
Ellerime oturan kör kartan ipler,
Hanın kapılarını taşımakta ve halsiz ve yorgun ve yalnız çokça kimsesiz.
Ellerimde bir düğüm var çözemiyorum,
Nefes aldırıyor, lakin yaşatmıyor!
Sanki hasretin, zamanın ipi olmuş urganlarca dolanmakta bileklerime,
Ve ben hasretine de aşıkken izlemekteyim, atardamarlarıma oturacak ipleri bile bile hayretle ve hasretle.
Bilmiyorum çözmeli mi, bilmiyorum ki kesmeli mi?
Yoksa nasıl açarım,
Bin kapılı han kapılarını,
Kim açar kapımı ellerimden başka?
Ceylan