Nova dalgınlıkla insanların hayalleri mahvetmeyi ne kadar çok sevdiklerini düşünüyordu. Hayal kuran kişinin tökezleyip topalladığını görmeye bayılıyor, umut kıymıkları arasında zevkten dört köşe oluyorlardı.
Raflarda isteyebileceği her şey ve ihtiyacı olduğunu hiç düşünmediği milyonlarca farklı hikâye vardı. Zamanın hiçbir şey ifade etmediği ve bir insanın sonsuza dek kaybolabileceği bir yerdi burası. Hayatının geri kalanını bu rafları inceleyerek geçirebilir ve hiç sıkılmayabilirdi.
Her gün gördüğümüz, varlığını kendi varlığımızın bir parçası saydığımız bir kişinin sonsuza dek gidebileceğine, sevgi dolu gözdeki pırıltının sönebileceğine, kulağa bu kadar aşina ve hoş gelen bir sesin bir daha duyulmamak üzere susabileceğine zihnin kendini ikna edebilmesi için zaman gerekir.