"Doğru diyorsun, Nayla.Nasıl ki sen onu sevmiyorsan bu hançer de seni sevmiyor.Bana şunu söyle bakalım; hançerleri sevmiyorsan eğer, neyi seviyorsun?"
Beklediğim cevap;kılıçları,okları ya da yaylarıydı.Sonuçta tüm çevresi avcılarla dolu olduğundan görmeye alışkın olduğu,bakışlarını dolduran,günlerinin bir parçası olan şeyler bunlardı.Ama Nayla "Resim yapmayı," dedi.
"Büyüdüğünde ne olmak istiyorsun?"
Nayla bir süreliğine düşünür gibi gözüktü.Bakışları hâlâ hançerin üstündeydi.Bir süre sonra ben bakışlarımı karşıya diktim.Çok geçmeden akşam olacaktı,toprak hızla soğuyacak ve yıldızsız gecenin yanı sıra uyuyabilirsek bir de kâbuslar üstümüze çullanacaktı.
"Zagreus gibi olmak istiyorum."
"Zagreus mu?"
Nayla başını salladı. "Zagreus bitkilerden ve diğer her şeyden çok iyi anlıyor ama dövüşmeyi bilmiyor.Zaten çok yaşlı."
"Bana da öğret," dedi. "Senin gibi olmayı.Karşılığında ben de sana dilediğini öğreteyim."
"Benim gibi mi? Merhametimin sıkıcı olduğunu düşünüyorsun.Güvenilir olmamın beni tahmin edilebilir kıldığına inanıyorsun.Hangi yönüme göz koydun?"