Bir de mutluluğun peşinden koşmanın bizzat ana mutsuzluk nedeni olduğu, yenilgiyi kendi içinde taşıdığı görüşü var. Kant bu görüşü şöyle ifade ediyor: “Eğitimli, kültürlü bir zihnin, kendisini yaşamdan zevk alma ve mutluluk hedefine ne kadar verirse gerçek memnuniyetten o kadar uzaklaştığını görüyoruz.
Yani mutluluğun saçmalığı, onun tanımlanmasının imkansızlığında, belki erişilmezliğinde - ya da en iyi haliyle sadece ara sıra ve bilmeden erişilebilirliğinde- hatta belki doğrudan kovalandığında tam zıddına dönüşmesinde ama sıklıkla başka bir şeyin peşinden giderken beklenmedik bir yerde ortaya çıkışındaymış. İnsanı bundan daha fazla çileden çıkartacak bir muziplik yoktur herhalde.
“Özgün olmaya çalışarak özgün olmak mümkün değildir; sanat alanında buna kalkışanlar ancak avangard olacaklardır. Özgünlük, gelenekleri yıkıp yepyeni bir şey üretecek denli güçlü ve ezici bir itkinin ürünüdür. Yani tasarlamaktan çok kazara ortaya çıkar.Aynı şekilde bilgelik ve otorite hatta belki nüktedanlık ve aşk da sadece dolaylı yoldan erişime açıktır.”