İnsanın en güç katlandığı duygu, özellikle de bunu hak ediyorsa merhamettir. Kin, insanı intikam tutkusuyla yaşatan bir iksirdir; ama merhamet duygusu bizi iyice güçten düşürerek öldürür. Merhamet, sinsice şefkat kılığına bürünmüş bir aşağılama, şefkatle karışık bir hakaretten başka bir şey değildir.
Dünya yarın patlayarak yok olsa, evrende hiçbir değişiklik olmazdı; tahmin edebileceğimiz kadarıyla insanlarin kendilerine dair anlam arayışı ve öznelliklerinin eksikliği de pek hissedilmezdi. Bu yüzden, insanlarin yasamlarina atfettigi herhangi bir anlam sadece sanrıdan ibarettir.
Burasinin da harpli, hastaneli, hapishaneli, zulüm ve iskenceli, yalan dolanli dünyanin bir parçasi olduğuna inanılamazdı; ta o kadar uzak bir masumiyeti vardi.
Giderek daha fazla sayida akademisyen, kültürt bir zihinsel enfeksiyon veya parazit gibi değerlendirerek, insanlar da bu parazitlerin yaşadığı konaklar olarak tanımlıyorlar. Virüs gibi organik parazitler, kendilerini ağırlayan bedende yaşar ve çoğalarak bir bedenden öbürüne yayılır, zayıf düşürür hatta bazen ölümüne sebep olurlar. Parazitin baska bir bedene geçisine izin verecek kadar yaşadığı, müddetçe ağırlayanın sağlık durumu paraziti ilgilendirmez. Kültürel fikirler de insanların zihninde bu sekilde yer alır, birinden öbürüne yayilir ve zamanla ağırlayanı zayıf düşürür hatta bazen ölümüne sebep olur. Kültürel bir öge bazen ölüm pahasina dahi olsa insanları belli bir fikri yaymaya ikna eder. Böylece insan ölür, fakat fikirler yaşamış olur.