Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, olup bitenlerin nedenlerini ya da şimdi olanların gelecekteki sonuçlarını kestirmek şöyle dursun, tam anlamıyla ne olup bittiğinin bile farkına varabilecek durumda değiliz. Hiç kimse güvenilir değil. Bugün güvendiğiniz bir kişi yarın bambaşka âlemlere yelken açmış olabilir. Bu durumda duygularınıza güvenmekten başka çareniz yok.
Peki uğruna öleceğin şeyin anlamını belirleyen şey ne? Onu da buldun diyelim, onu anlamlı kılan şey ne? Bu şekilde bir döngüye girersin ve sonunda varacağın yer anlamsızlıktır. Vatan için canını verirsin ama bakarsın ki aslında bir devletin sahiplerinin bazı ticaret yollarını elinde tutması falan gibi bir şey için ölmüşsündür. Devrim için canını verirsin ama eskisine rahmet okutacak birtakım zorbaların iktidarı ele geçirmesi için ölmüşsündür. Allah için canını verirsin ama her şeye gücü yeten bir varlığın neden senin canına ihtiyaç duyduğunu sorgulamayı kendine yasakladığın için ölmüşsündür aslında. Senin anlam sandığın, anlamanın bile isteye reddedilmesinden başka bir şey değildir.