الدنيا profil resmi
İstanbul
18 okur puanı
11 Kas 2017 tarihinde katıldı.
  • 216 syf.
    ·2 günde·Beğendi·10/10
    Mustafa Ulusoy Nietzsche ve Babaannem'de en insani ama aynı zamanda en çetin meseleleri irdeliyor. Hayatın anlamı, ölüm, hiçlik, sonsuzluk arzusu, yabancılaşma, mutsuzluk, anlaşılamama, sevilmeme korkusu gibi bütün çağların ortak meselelerini cesaretle ele alırken, herkesin elbet bir gün yolunun düştüğü o dönülmez kararlar kavşağında buluşuyor okurla.
  • 90 syf.
    ·Beğendi·10/10
    MASAL VE RÜYA

    Şiir söylenir, masal dinlenir diyorsunuz ama bunlar eski günlerin lafları. Hatta şarkı için de "okumak" tabir edilirdi ya, bu diskuru muhafaza ederek bir nevi "hava" estirmek isteyenler hâlâ kullanıyor.
    "Okumak"ın "davet" manası da var; Anadolu'da düğüne davet için "okuntu" gönderilir bilirsiniz.
    Çocukluğumuzda bizi masallarla uyuttular. Sonra, gün geldi bizatihi masalın saçma-sapan bir şey olduğu, başta çocuklar olmak üzere kimselerin "masallarla uyutulmaması" gerektiği üzerine vurgu yapılmaya başlandı. Bir şarkıcı böyle bir şarkı okudu, epeyce meşhur oldu.
    Masallara düşman oldular, folklor ölmüştü, şifalı bitkiler "kocakarı ilacı" diye alay konusu edildi.
    Sözün özü eski dünya, eski günler pılını pırtısını toplayıp hayatımızdan çekip gitti. Geriye dönüp bakmak, günahtı sanki, sanki biri gayriihtiyarî geriye dönüp baksa taş kesilecek donacaktı. Bu da oldu, İsmet'in dediği gibi "kayıtlara geçti". Neredeyse geriye dönüp bakanlara "gerici", sürekli ileriye bakanlara "ilerici" diyeceğim ya, çok safdil bir niteleme olacak bu. Siyâsî söyleme yuvarlanan bu ifâdeleri burada bırakalım.
    Masallara dönelim, kocakarı ilaçlarına, leyleklere, kırlangıç fırtınasına, nazar boncuğuna, tavşan ayağına, mart dokuzuna, su değirmenine, yediveren gülüne, yahut şu Çin atasözüne:
    "Ay büyümez ise küçülür..."
    Masallara dönelim ki çiçekler koksun, su şırıldasın, bülbül ötsün. Yahu sadece şu "bülbül" için göze alalım bunu, lütfen... Bu parmak kadar kuşun asırları doldurup gelen bir sesi vardı, binlerce sayfaya yayılmış maceraları vardı. Gül ile olan sergüzeşti kaç kalbin kanamasını dile getirmişti.
    Şu yaşadığımız günlerde hiç bülbül göreniniz var mı? Bülbülün sesini duyanınız var mı? Dudaklar müstehzî kıvrılarak gülümsüyor, görüyorum, "Bırak ulan şimdi şu bülbül tantanasını, şurda sayısal loto dolduruyoruz" diyorlar. Sayısal loto ile hızlı trenin, Kissinger ile Uzay Yolu'nun, petrol fırtınası ile internetin ne farkı var...
    Asıl fark şurda: Eski dünya dediğimiz şey bir çam kozalağıdır, yeni sağılmış süt kokusudur, çimen yeşili ve yün kuşaktır. Bu nedir? Bu hayattır. Masal ile, rüya ile, duâ ile irtibatı olan şeydir.
    Keloğlan padişahın kızını alır. Şaşılacak bir şey yoktur bunda, sevimli bir taraf vardır. Henüz ozon delinmemiştir, borsada yükselen kâğıtların ne mânaya geldiği bilinemez.
    Masal çocuğun kulağına hayatın hikmetini fısıldar. Bunun bilimsel bilgi ile uzaktan yakından ilgisi yoktur. Bu bülbül sesi, su şırıltısı, bulut gülümsemesi, kuzu melemesi gibi bir şeydir. Uğur böceğinin parmak uçlarında gezinip gezinip aniden uçmasıdır. Hayat dediğimiz şey ise zaten kuzukulağı, patlangaç mısır ve reçel kavanozundan oluşmuştur; tadılır, anlaşılır.
    Masal hayatı uykuya taşır. Çocukların gözleri pembe-beyaz anne(ya da baba) yüzlerine baka baka kapanır. Hayatın uykudaki boyutunda rüyâlar başlar. Uykudan önce, uykudan sonra diye birşey kalmaz. Zaman yekpare bir çayırlık gibi uzanıp gider. Çayırda genç taylar, tazılar, ceylanlar, ibibikler, derecikler ve çocuklar bi koşu tutturur. Böyle rüyalar gören çocuk uyandığında pencereye gider. Dışarda rengarenk bir yağmur, bulutlar ağaçlarla sarmaş-dolaş...
    Masallara boşverdiğimiz günden bu yana rüyâ göremez olduk. İp koptu, zaman uçtu, hayat köşe-bucak biryerlere saklandı. Uykularımız kâbuslarla donatıldı. Aydınlık bir yüz gördüğümüzde ilk aklımıza gelen cümle "Sırıtma lan" oluyor.
  • 136 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    Tarih tarafsız olamaz. Bu tarafsızlık hastalığını bize iyi bir şey gibi gösterdiler. Yüzyıllardır tarafsız olacağız diye Batı tarafını tuttuk farkında olmadan. Tarafı olan insanın değerleri vardır, inancı vardır, gayesi vardır. Biz müslümanız, Allah'a inanıyoruz, nasıl tarafsız olabiliriz. Mekke-i Mükerreme'nin fethini ele alalım. Tarafsız olacağız diye müşriklerin de haklı oldukları yerler vardı, onlar da kendilerini savunuyorlardı, geleneklerini koruyorlardı diyebilir miyiz?
  • 144 syf.
    ·52 günde·10/10
    "-Dünya ahiretin tarlası.."
    Burada ne ekersen orda onu biçilmiş bulacaksın;burada zaman içinde inlerken orada zaman üstü huzura ereceksin. Onun için dünyayı terketmek yok...Tasavvufta bir çok terklerden sonra , terketmeyide terketmek var. Tekrar dünyaya dönmek ama dünyaya kendi hakkı kadar pay vermek,onu hakkının üstüne çıkarmamak.. Sır burada...
  • 216 syf.
    ·Beğendi·10/10
    ‘İyi şeyler bizden; kötü şeyler ortamdan, ebeveynden, kaderden. İyileri bizzat biz yaptık, kötüleri annemiz babamız yüzünden yaptık,’ öyle mi? ‘İyi insan’ olmanın yolu ‘ideal şartlar’dan ve ‘mükemmel ortamlar’dan geçmiyor oysa. Bizi bu kişiliğe anne-babalarımız mahkûm etmiş de değil.

    Denklemi şöyle kurmak gerekiyor: Anne-babalarımızın bize nasıl davrandığı, anne-babalarımızın imtihanıdır. O davranışları nasıl içselleştirdiğimiz, nasıl yorumlayıp şekillendirdiğimiz ise, bizim imtihanımız...

    Yoksa, irade denilen şey insana niye verilmiş olsun?
  • 312 syf.
    ·Puan vermedi
    Yaptığınız işe, içinde bulunduğunuz duruma kendinizi verin. Sadece mesleğinize değil, fakat, mesela evinizde müzik dinlerken de böyle yapın. Sözgelimi yazı yazarken, bir yandan da müzik dolabınızda bir plak dönüp durmasın. Müzik dinlerken yalnız müzik dinleyin. Biriyle konuşurken, ne kadar ilgilenmediğiniz bir konu olursa olsun bütün benliğinizle dinleyin ve ilgilenin . Bunları birdenbire başaramazsınız. Kendinizi bu konuda eğitmeniz gerekli. Zamanla bir müziği,bir insanı, bir çocuğu kendinizi vererek dinlemeyi öğreneceksiniz. Seyretmeyi, her şeyi güzel görmeyi değil, fakat görmeyi, tatmayı ve bir sürü teferruattan ibaret olan hayatın her şeyinden zevk almayı, dolayısıyla mutlu olmayı öğreneceksiniz. Mutluluk, içinde bulunulan durumlar ne olursa olsun, isterse acı şeyler olsum, onları duymak, yaşamak demektir. Böylece zinde kaldığınızı göreceksiniz. Böylece zihniniz pörsümeyecektir.
İstanbul
18 okur puanı
11 Kas 2017 tarihinde katıldı.

Okuduğu kitaplar 42 kitap

  • Aile Bilinci
  • Arşın Gölgesindeki Genç
  • Hakları Ve Saygınlığıyla İslamda Kadın
  • Gıybet
  • Aynadaki Yalan
  • O ve Ben
  • Müslümanca Yaşamak
  • Acımak
  • Harry Potter ve Sırlar Odası
  • Harry Potter ve Azkaban Tutsağı

Okuyacağı kitaplar 8 kitap

  • Çöl / Deniz
  • Deli Anne'den İnce Hayat
  • Müslüman Şahsiyeti
  • Mukaddime
  • Mesnevi
  • Davam
  • Dostluk Üzerine
  • İknanın Psikolojisi

Kütüphanesindekiler 36 kitap

  • Hakları Ve Saygınlığıyla İslamda Kadın
  • Gıybet
  • Aynadaki Yalan
  • O ve Ben
  • Müslümanca Yaşamak
  • Acımak
  • Harry Potter ve Sırlar Odası
  • Harry Potter ve Azkaban Tutsağı
  • Harry Potter ve Ateş Kadehi
  • Düzceli Mehmet

Beğendiği kitaplar 14 kitap

  • Aile Bilinci
  • Yaşamak
  • Türkiye'nin Maarif Davası
  • İmaj Ve Takva
  • Gülü Arayan Adam
  • Nietzsche ve Babaannem
  • Hüzün ve Tesadüf
  • Satranç
  • Vay Canına
  • Konuşan Tarih