Bir bedenin organları gibi olduğumuz söylenmişti bize ve biz buna inanmıştık. Çünkü bu sözün sahibi Peygamberimizdi. Vücudumuzun bir parçasının geçirdiği rahatsızlık hani bütün vücudu ateşler içinde bırakacak, bütün vücut bu rahatsızlıktan elem duyacaktı? Kol kesilirken dudak gülüyor, ayak kesilirken kollar el çırpıyor, bir göz oyulurken diğer göz futbol maçı izliyor. Bir cinnet olmalı bu!
Gel koşalım bugün sahile.Batık gemileri arayalım denize dalıp,ellerimizi kızgın kuma gömelim.Konuşmak için çarpalım her şeye ;sonra her şeyden özür dileyelim. Gece ateş yakalım, suyu ısıtmasa da taş sektirelim, denizi korkutsa da.Yelkene bürünelim,rüzgar sokulmasa da.
Elimden geleni yaparım,” diyorsun demek. “İnsan ancak elinden geleni yapar ama, elinden gelenin ne olduğunu bilmek gerek.”
Sevgili Dost,
Elini nabzına götür.
Bir kilimi üzerinde sevgiliniz gezinecekmiş, bir kaşkolu çocuğunuz boynuna dolayacakmış gibi dokur, bir binayı içinde anneniz oturacakmış gibi yaparsanız, ne o kilim eskir, ne o kaşkol solar, ne o bina yıkılır..