Gitmem gerektiğini biliyordum. En azından bir süreliğine bu umuttan vazgeçmem gerektiğini biliyordum. Böylece ayağa kalkıp onu başımla selamlayarak, tek bir söz daha etmeden çekip gittim ve kendimi, geçmişimi, bir otuz yıl daha sır olarak sakladım.
Rahatsızlığımı sevmiyordum.
Yalnızlaştırıyordu beni. Herhangi bir yalnızlıktan değil, insanın içinde çöl rüzgarı gibi uğuldayan yalnızlıktan söz ediyorum. Yalnızca sevdiklerimi değil kendimi de yitirmiştim. Onlarla birlikteyken olduğum insan artık yoktu.