Cüneyt Kaya

“Alemde duruş yoktur, oluş vardır. Yaşanan her an bir oluş anıdır, bir yeniden doğuş gerçeğidir.”
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bir kervanın ıssız bir sahradan geçtiği bir sırada, kervandakiler toz toprak içindeki Mecnun’u elindeki kalburla çölün kumunu elekten geçirir halde bulurlar. Merak edip bu ıssız çölde, toz toprak içinde ne aradığını sorarlar. Bir an için bile işine ara vermeyen Mecnun, göz ucuyla dahi kendilerine bakmadan, “Kuşkusuz Leyla’yı arıyorum.” cevabını verir. Şaşkınlık ve hayrete düşmüş kervancılar, “Leyla gibi bir cevher hiç bu tozun toprağın içinde bulunur mu? Sen onu yanlış yerde arıyorsun” diye çıkışırlar. Bunun üzerine Mecnun, “Leyla’nın nadide bir cevher olduğunu ve burada bulunamayacağını ben de biliyorum. Ama benim işim onu aramaktır. Canım ve gönlüm onu aramaktan bir nefes olsa dahi geri duramıyor. Bugün elime bu kalbur geçti ve Leyla’yı araştıracağım bu çöl ise önümde uzanıyor. Leyla’yı bulamayacağım bahanesi beni kendi işimden geri çeviremez. Ben Leyla’nın Mecnun’uyum, bahanenin değil” karşılığını verir.
“Yürütecek ayağınız olduğu halde yürüyüş halinde değilseniz, ya yürünecek yolu bulamamışsınız ya da sizi yola girmekten ve yol yürümekten alıkoyan şeyler vardır.”
“Konuşmaya layık olanların dili, nefs açısından fakir, gönül bakımından zengin olanların dilidir.”
“Tasavvufta, kişinin konuşan dilsiz deli değil, dilsiz konuşan olması gerektiği belirtilir. Gönül çeşmesinin açılması için ilk önce dil çeşmesinin kapanması gerekir denir. Yani kişi söylemek istediği şeyleri sözün diliyle değil hal diliyle ifade etmeli, duruşuyla hal yolunu göstermeli, kendini hal yolu olarak ortaya koymalıdır.”