ORTAÇAĞ CADISI

ORTAÇAĞ CADISI
GRİMOİRE
Nehrin üzerindeki ağaçlı tepelerde kızılcık ağaçları, beyaz tomurcuklarıyla yeşilliğin ortasında bir kar küresi görünümü oluşturuyordu. Yabani elma ağaçlarının beyazdan koyu pembeye çalan çiçekleri filizlenmişti ve ağacın gölgesinde, çam dikenlerinin biriktiği yerde yabani hanımeliler kırmızının her tonundan bir halı dokumuştu. Rüzgâr hafif, vahşi fundalıklardan gelen tatlı bir esintiyi taşıyordu ve tüm dünya yenilecek kadar güzel kokuyordu.
“ Toprak, bu dünyadaki her şeye bedel olan yegâne şeydir.” Dedi Gerald celallenerek; kalın, kısa kollarını kaldırdı ve haykırdı. “O bu dünyada senden kalan tek şeydir, işlenmeye, uğruna savaşmaya ve ölmeye değer tek şey!”
Yüreği sanki vahşi bir hayvanın dişleri arasında kalmış gibi şiddetlice sıkışmıştı.
İnsan denizleri geçer de bir gölde boğulur
Sayfa 352·Kitabı okudu
Kendi iç mahkemesinde yargılanmaktansa başkalarının mahkemesinde yargılanmayı kabul ediyor gibiydi. İnsanın içinde kurduğu mahkemede hem suçlu kürsüsünde hem hâkim koltuğunda kendisi varsa boynuna ilmeği geçirip ayağının altındaki tabureyi itmesi daha kolaydı. Çünkü insanın en çok kendine merhameti yoktu.
Sayfa 421·Kitabı okudu