Avrupalı insan sömürgeleştirme döneminde kara derili insanlara karşı işlediği suçların da hesabını vermek zorundadır.
Bu açıdan beyaz insan kuşkusuz çok büyük bir yükün altındadır.
Anlayan insanların, iyi niyetli insanların çoğalacağını ümit edebiliriz ve bu nedenle bıkıp usanmadan ihtiyacımız olan düşünceleri ve anlayışı tekrarlamalıyız. Önünde sonunda, sadece popüler yalanlar değil, gerçekler bile dalga dalga yayılabilirler.
Bilinçdışı, dinsel deneyimin harekete geçip, aktığı ortamdır. Bu tür bir deneyiminin daha başka ne nedeni olabilir sorusuna gelince, bunun yanıtı insanlığın bilgi kapsamının dışındadır. Tanrı bilgisi transandental, fizikötesi, aşkın bir konudur.
Birey geleneksel inançlara sıkıca sarıldığı ve zamanın koşulları bireysel özerkliği daha önemle vurgulamadığı sürece, halinden memnun yaşayıp gider.
Ama, dışsal koşullara endekslenmiş ve dini inançlarını kaybetmiş dünyevi zihniyetli insanlar kitleler halinde ortaya çıkmaya başladığı zaman, yani günümüzde olduğu gibi, durum köklü biçimde değişir.
O zaman, inançlı kişi savunmaya itilir ve inancının temellerine dayanarak kendisini yeniden eğitmek zorunda kalır.
Bilinci ve onun içeriğini açıkça etkileyen bilinçdışı bir ruhsal gerçek vardır. Tüm bunlar bilinmektedir, ancak bundan hiçbir pratik sonuç çıkartılmamıştır. Hâlâ eskisi gibi düşünmeye ve davranmaya devam ediyoruz, sanki duplex (çift) değil, simplex (tek)mişiz gibi.