Çocukluktan itibaren bize ,bazı şeylerin iyi ,digerlerinin ise kötü olduğu söylendi. Bunlardan bahseden kişiler,kendi hareketlerinin izlerini bizde bıraktılar. Bu fikirleri,aynı şekilde izlemeye ve bu kişilere aynı şeyleri yapmaya ,aynı tutkuları paylaşmayı alıştık. Artık her şeyi kendi değerleriyle değil,insanların gözünde tutkuları değerle yargilamaktayiz.
Ne yazık ki dağlardaki yukseltileri,dilde de düşünce meydana getirir. Basitlik ,doruklarda kısa gezintiler yapabilir ancak yerleştiği yer, düzlüklerdir. İşte bu yüzden fikirlerin çağrışımı,yüksekte olan her şeye ters düşer.
Beklenmedik akimlarla oraya buraya sürüklenmesine rağmen, istikametini önceden belirlenmiş bir limana doğru kararlılıkla çeviren ve kerteriz aldıktan sonra rotasını düzeltmek için sık sık durması gerektiği bilen kişiler ise azinliktadir.
Derin düşünmeyen, gözetmesi gereken genel amacını aklında tutmayan , kısmi hedefine ulaşmak için özenle en doğru araçları aramayanlar,eninde sonunda koşulların oyuncağı haline gelir.