Orta Amerika’da bir ülkede darbe olur. Şairinden yazarına, öğretmeninden müzisyenine kadar tüm aydınlar içeri alınır ve bir yıl boyunca kimsenin görüş izni yoktur.
Dünya genelinde çalışan hukuk örgütleri ise içeridekilere görüş hakkı tanınması gerektiğini, hiç değilse yılın bir günü sevdikleriyle görüşebileceklerini yönetici kadroya bildirirler. Bu talebin üzerine darbeciler içeri alınan aydınlara şunları söylerler: Ailenizden yalnızca bir kişiyle görüşmenize izin veriyoruz; ama yalnızca bir kişi çağıracaksınız. Mahkum şairlerden biri sekiz yaşındaki kızıyla görüşmek ister. Görüşmeciler sırayla salona girdikleri vakit, mahkumların hepsinin de gözü kapıdadır. Şairimiz de bir yıldır görmediği kızını beklemektedir. Kapıdan adımını atmasıyla şair baba, kızını görür ve geçen bir yıl içerisinde büyüdüğünü, daha da güzelleştiğini fark eder
Kız da babasını görür ve tam yanına gideceği sırada güvenlik görevlisi ‘’Dur!’’ der
‘’Nedir o elindeki?’’ Kızın elinde çizdiği bir resim vardır. ‘’Ne resmi?!’’ der sert bir sesle, güvenlik görevlisi. ‘’Kuş…’’
Sakıncalı eşyalar listesine bakan görevli, kuş resminin içeri alınmasının yasak olduğunu görür ve resmi alıp yırtar. ‘’Hadi şimdi git babana!’’ Kız ‘’Baba sana resim yapmıştım, yırttılar!’’ diyerek ağlar. Şairimizse kızını sakinleştirmek amacıyla, ağlama kızım, diyerek onu teselli eder
Tam o sırada ‘’Görüş bitti!’’ bağırtısıyla beraber beş dakikalık sohbet bu ağlamalarla sona erer. Aradan bir yıl daha geçer ki… Tekrar bir görüşme yapılır. Şairimiz kızını tekrar çağırır. Kız gelir. Biraz daha büyümüş, serpilmiştir. Elinde yine bir kağıt ve görevli yine kızgın. ‘’Nedir o elindeki?!’
Kız bu kez bir ağaç resmi getirmiştir. Güvenlik sakıncalı eşyalar listesine tekrar bakar.
Ağaç resminin yasak olduğunu bulmak istercesine çevirir sayfaları.