"İnsanın çocukluğu gökyüzü gibiydi. Başımızı kaldırdığımızda ilk gökyüzünü görürdük. İnsan da her zaman ruhunun en kuytularına bakmaya karar verse ilk çocukluğunu görmez miydi? Aslında her birimiz, çocukluğumuzda kaderimiz tarafından elimize verilen kalemle boyardık gökyüzümüzü. Mavi, beyaz, gri ya da siyah... Kocaman insanlar olduğumuzda hâlâ hayata o renklerle bakacağımızı bilmeden kendi ellerimizle şekillendirirdik hayatımızı ve dünyamızı."
"Sana bakınca aklıma hep ne geliyor biliyor musun Pamuk?...
Vatan...
Bu kız var ya diyorum. Benim vatanım. Doğduğum evim. Yurdum. Sığınağım. Edirne'den Kars'a, karış karış toprağım. İzmir'in dağlarında açan en güzel çiçeğim, mavi mavi bakan Atatürk'üm...Neşe saçan cumhuriyetim...
Ellerin parmakların, dudakların, gülüşün, bakışın, tenin, kokun, vatanımın binbir parçası...Kutsal, korunası, tapılası, uğruna ölünesi...Benim..."
"bütün şehirleri yakın sanırdık," diye devam etti. "aynı haritada olduklarına göre ne kadar uzak olabilirdi ki? Adana, İzmir'e çok uzakmış, Pamuk. yürüyüp yürüyüp bitiremeyince anladım."