Doğumdan ölüme, pazartesiden pazartesiye, sabahtan akşama tüm faaliyetler düzenlenmiş, bir örnek hale getirilmiştir. Böylesi bir düzenin ağına düşen kişi insan olduğunu, tek bir birey olduğunu nasıl hatırlar? Düş kırıklığıyla, üzüntüyle, sevgi özlemi, hiçlik ve ayrı olma korkusuyla doluyken yaşama şansına bir kez sahip olduğunu nasıl aklına getirebilir?
Kapitalist toplumda eşitliğin anlamı değiştirilmiştir. Eşitlikle kastedilen, bireyselliğini yitirmiş insanların, otomatların eşitliğidir. Bugün eşitlik “birlik”ten çok “aynılık” anlamına gelmektedir.
"- Sevdiğin biri var mı?
- Evet.
- Seni seviyor mu?
- Evet.
- Söyledi mi peki?
- Hayır.
- Nereden biliyorsun?
- Her seferinde kitaplarımı geri verirken içine çiçek koyuyor.
- O da insanlığı kurtarmak istiyor mu?
- Evet.
- Nereden biliyorsun?
- Altını çizdiği cümlelerden... "
/Ekmek ve Çiçek (Mohsen Makhmalbaf, 1996)