Söz ön yargılardan açılmışken sizinle bir mektup daha paylaşmak istiyorum. İlk okuduğum zaman güleyim mi, kızayım mı, üzüleyim mi bilemediğim, ama içime, derinlerde bir yerlere dokunan bir öykü var.
"Gel de öğretmenin gücüne inanma!" dedirtiyor insana!
Ben dördüncü sınıf öğrencisiyken yeni gelen bir öğretmen cetvelle elimizi çok morartmıştı.
Hiç unutmam. Bir gün kimin hangi takımı tuttuğunu hepimize sordu ve bizi takımlara ayırdı. "Herkes bugün GS'li olacak," dedi. "Olmayanı ağlatana kadar döverim!"
Ben o zamanlar BJK'yi tutuyordum. Birinci turda değiştirmedim. İkinci turda dayak sırası bana gelince hem ağladım hem de GS'yi tuttum. O günden beri GS'liyim. Hem komik hem çok saçma bir anı oldu bana!
Bu öykünün incelenmeye değer, psikolojik bir yönü var. Kılıç zoruyla din değiştirenlerde olduğu gibi, dayak zoruyla futbol takımını değiştiriyor ve devam ettiriyor.
Ne var ki, okula başlayan her yeni öğrenci yukarıdaki mektubu yazan kadar şanslı değil. Bazı çocuklar ilk gün ön yargılarının farkında olmayan öğretmenlere denk gelebiliyorlar.
Babam mal müdürü
Ben bir Türkçe öğretmeniyim. Sizinle bir anımı paylaşmak istedim. Mesleğimin altıncı yılıydı. Yeni bir okula tayin oldum. Altıncı sınıflara Türkçe dersine giriyorum. Beşinci sınıftan sonra her
Evet, “Sınıfa girince öğretmen kimi görür?” sorusu önemli bir sorudur.
Aşağıdaki mektup önce insan, sonra öğrenci gören bir öğretmenin öyküsünü anlatıyor:
İnsan, eğitim öğretim hayatı boyunca