Orhan Pamuk okumaktan vazgeçen birisi olarak müzeyi gördükten sonra kitabı salt meraktan okudum. Tamamen takıntılı bir aşk ve bu takıntılı aşkın neticesinde yıkılan hayatlar üzerine kurulu bir aşk romanı. Müzeyi gezerken “vay be ne aşklar varmış” dedim kendi kendime ama kitabı okuduktan sonra takıntılı ve saplantılı bir aşkın (!) insana ve çevresine verebileceği zararları ne yazıktır ki fark ettim. Kitabın ilk 100 sayfasında gereksiz tekrarlar, bazı fantaziler kitabı okumaktan beni soğutsa da sonuna kadar direndim. Kitabın kurgusuna, OP’un betimlemelerine, diline ,hayal gücüne ve eşyaları biriktirip ( ki ben de böyleyimdir) eşyaların varlığından bir roman ve tabii ki de bu roman varlığında bir müze oluşturması fikrine hayran kaldım.