Merdivenim yoktu, bu yüzden kitaplardan hiçbirine erişemiyordum; sonuçta Louvre’a öylece girip Mona Lisa’yı öpemezsin. Telefonum yoktu, gün ışığı ve karanlık yoktu. Sadece beynim, klimanın vızıltısı ve küçük bir dilim pizza -soğuktu, çünkü buhar kitaplar için iyi değildir- ve kahve -Yunan restoranından ılık bir fincan- vardı. Geceler
ve gündüzler birbirine karışmıştı. Bay Mooney bana bir ders vermeyi çok önemsiyordu. Öğrendim. Beni kafesten 14 Eylül 2001’de çıkardı, 11 Eylül’den üç gün sonra. Artık tüm dünya farklıydı ve Bay Mooney babamın benim öldüğümü sandığını söyledi. “Özgürsün Joseph,” dedi. “Akıllı ol.”
Merdivenim yoktu, bu yüzden kitaplardan hiçbirine erişemiyordum; sonuçta Louvre’a öylece girip Mona Lisa’yı öpemezsin. Telefonum yoktu, gün ışığı ve karanlık yoktu. Sadece beynim, klimanın vızıltısı ve küçük bir dilim pizza -soğuktu, çünkü buhar kitaplar için iyi değildir- ve kahve -Yunan restoranından ılık bir fincan- vardı. Geceler
ve gündüzler birbirine karışmıştı. Bay Mooney bana bir ders vermeyi çok önemsiyordu. Öğrendim. Beni kafesten 14 Eylül 2001’de çıkardı, 11 Eylül’den üç gün sonra. Artık tüm dünya farklıydı ve Bay Mooney babamın benim öldüğümü sandığını söyledi. “Özgürsün Joseph,” dedi. “Akıllı ol.”