Tarihsel süreçlere baktığımız zaman hangi coğrafya ve zaman dilimi olursa olsun, insanların önce kendilerinin, sonra ait oldukları cemaatlerin ve en sonunda da çatı vazifesi gören millet gibi grupların çıkarlarını düşündüklerini, bunun eşyanın tabiatı olduğunu unutmayalım.
... netice olarak bizde doğru düzgün kayıt yoktur. Türkiye'de çok kimse şeceresini sağlam bir şekilde çıkaramaz. Anak Atatürk'ün hem baba hem anne tarafından dedeleri birkaç kuşak öncesine kadar bellidir ve isim isim bilinir. Aslen bir Türk köyü olan bugünkü Makedonya'nın Kocacık köyündendir.
Birinci Dünya Savaşı yıllarının genç nesli ya yedek subay ya da nefer olarak cephede şehit düştüler. Kalanlar da hayata yeni bir Türkiye'de devam etmek şuuruna erdiler. Bu hayata devam eden insanların içinde dış dünyaya karşı bir hınç ve bir nevi gurur vardı. Bu halet-i ruhiye onları bir takım konularda bir araya getiriyordu. Tercihen bugünkü teorilerin aksine diktatoryadan, tek parti rejiminden bahsetmekle vakit geçirmemişler aksine bu rejimin, bu hükûmetin birtakım emirler ve düzenlemelerine bir gönüllüler ordusu olarak katılmışlardır.