Ben annemin memesinden imkansızlık içtim, acı onun göğsünden ağzıma, bedenimin her yanına akıverdi, içimdeki bir şey bunu anlıyor ve direniyordu, tarifleri o zamandan beri onun imkansızlığından ve acısından kaçmaya çalıştım.
Hepimiz annelerimizi
içimizde bir delik gibi taşırız, büyük ya da küçük, ölü ya da diri, işte bu yüzden yaşayabilmek için bu delikleri doldurmaya çalışırız ya da annelerimizi reddederiz ama o zaman da -becere bildiğimizi düşündüğümüzde- özgürleşmenin suçluluğuyla yaşamak zorunda kalırız. Suç olmadan özgürlük de olmaz.