Yazarın denemelerini sevdiğimden, bu kitap üzerine söyleşisine katıldıktan sonra kitabı okumaya başladım. Ancak roman türü adı altında basılan kitap, olay örgüsüne sahip olmadığından bu türü yansıtmıyor. Artık devam edemeyeceğim bu kitaba derken, 162. sayfada “Bir de okumaya başladıkları kitapları bitirmekte ısrar edenler var ya? Çürük meyve olsa kusarlardı.” cümlesini bir işaret olarak alıp kitabı yarıda bıraktım. Kitabı okurken; yazarın yıllar içerisinde günce gibi aldığı bazı notları kitabı yazdığı dönemdeki düşünceleri ile birleştirip bu düşünceleri herhangi bir sıralama olmaksızın kendi gençliği olan başkahramana ifade ettirdiğini düşündüm. Kitapta değerli bilgilerin yer aldığını düşünmekle birlikte; olay örgüsünden kopuk, sık başlıklar altında okuru telkin edici birçok yazıyı da biraz kibirli bulduğumu da dile getirmeliyim.
Gerçeği söylemek gerekirse biz erkeklerin en azından tanıdıklarım, kendim de bu gruba dahil ki çalışan, işveren,üniversitesi derken 34 yıllık yaşam ki buda kalabalık bir grup sanırım biz biraz beceremiyoruz. Erkek çocuktur derlerya öyle kalıyoruz. Yada başkası oluyoruz macoyuz kibar davranıyoruz, macoluk diye bir giysi var hiç üste oturmayan kişiliğimizde yeriyok öyle davranıyoruz. Bir yalan var ordayız dışarı çıkarsak üşüyoruz, korkuyoruz, çıplak kalıyoruz sanki.