Sekiz yaşından itibaren bacağındaki rahatsızlıktan ötürü hayatı acılarla geçer. Yedi yıldır yaşadığı ağrılar yetmiyormuş gibi bir de akrabasının konağında gönlüne acı düşer. Bu aşk yarasına tuz basar. Öyle ki doktorların talimatlarına uymaz. Aşk acısı insanı öyle bir kör ediyor ki bütün acılarına kayıtsız kalıyor insan.
Acılarla yoğrulan hayatına kaybetme korkusu da eklenir. Önce sevdiği kızın evlilik durumu ortaya çıkar. Nüzhet'i kaybetme korkusu yetmiyormuş gibi bir de bacağını kaybetme korkusu ortaya çıkar. Günlerce "Dokuzuncu Hariciye Koğuşu" denilen yerde bu korkuyu derinden yaşar. Neyseki bacağını kurtarırlar. Ama Nüzhet'i kaybeder. İnsanın hayatının özeti gibi. Bir yerden kazanıp bir yerden kaybeder insanoğlu sürekli. Bu döngü bir ömür devam eder. Hayat kaybettiğimiz yerden başlar sürekli.
...
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa