Yağmurlu bir gündü en sevdiğimiz şehrin en güzel sokaklarından çocuklar gibi seke seke koşa koşa geçiyorduk şehrin en güzel semtinden tren raylarınin üzerinde yürüdüğüm zaman ,sarı botlarim ve sarı çantam ile rayların sarı renginin ahengini sevmiştin diye o en sevdiğim fotoğrafımı çekmiştin .. ha bi de ilk geldiğimde elimde küçük seyahat çantamla arkama koca Lunapark ı almış olduğum fotoğrafı da asla unutmam, unutamam ki :) nasıl mutlu olmuştuk aylar sonra en sevdiğimiz şehirde uzun bir zaman sonra beraberdik kocaman sarılmistik ve ben yine özlemimi herzaman olduğu gibi farkında olmadan belki seni kırarak yine çok kilo almışsın diye ifade etmiştim hatırlıyorsun değil mi :)) gerçi çok ta kırılmadın bence ondan sonra ilk adresimiz en sevdiğimiz ciğerci olmuştu :)) köşe başıydı, teras katı yağmurdan dolayı üzeri kapatılmıştı .Su damlaciklari içeriye sızıyor camlar hafif bugulaniyordu üzerine çok güzel bir kaçak çay içmiş hayal kurmuş bir sürü sohbet etmiştik. Gerçi sen annem gibisindir öyle çok sevmezsin sohbeti hep yarıda keser damakta bırakırsın sohbetimizi kursağımda kalır sonra .. :( gelelim o güzel yorucu günün dönüşüne yolda Nergis satan bi çocuk vardı sen çok severdin (gerçi senin çok sevdiğin nergis değil çiçeğin her türü idi:) sana almamı istemiştin o gün işte yine o ölümsüzlesecek fotoğraflarimizdan bi diğerini çektik... Kol kola bütün şehri gezip öyle durulduk anca, yoksa kim tutar bizi biz bir olunca :)
Yine çok uzattım bilirsin ben konuşmayı uzatmayı severim öyle :) ama Pandami herşeyden çok seviyorum <3