Belki bu olayla ilgili sesimi çıkarmak için geciktim ama artık susmak, olan bitene ortak olmaktan farksız geliyor.
Herkes başka yerleri, başka etkenleri suçlayıp duruyor. Oysa asıl gerçek her yerde aynı; evlerin içinde, o dört duvar arasında. Bir çocuk silah kullanmayı, şarjör değiştirmeyi, bu kadar teknik detayı nasıl öğrenir? Bu bir günde olan bir şey değil; bu, göz göre göre gelen bir süreç. Aile bunu nasıl fark etmez, nasıl görmezden gelir? İnsan aklı almıyor.
Ebeveynlerin bilgili veya eğitimli olması, iyi birer ebeveyn oldukları anlamına gelmiyor. Belli ki kendi rahatları, kendi hayatları, kendi konforları çocuklarından daha önemli görülmüş. 'Ne yapıyor, kiminle konuşuyor, telefonunda ne haltlar çeviriyor?' diye bakmaya bile tenezzül edilmemiş. Bildirimler düşüyor, çocuk bambaşka bir dünyaya çekiliyor ama anne-baba kendi konforunda yaşıyor. Kendi çocuğunu tanımayacak kadar, onun zihnindeki o karanlığı görmeyecek kadar nasıl ilgisiz olunur?
İnsanın aklı almıyor, sormadan da edemiyorum:
Bu çocuk yapacağı eylemden hiç mi kimseye bahsetmedi? Ettiyse, o anne-baba nasıl fark etmedi?
Hadi kimseye söylemedi diyelim; elindeki o silahtan, o şarjörü değiştirmeyi öğrenirken yaptığı aramalardan, o karanlık içeriklerden bir tane bile mi bildirim düşmedi telefonuna?
Bir anne, bir baba nasıl olur da çocuğunun telefonuna bir kez olsun bakıp 'bu çocuk ne yapıyor' demez?
Yaşından büyük bu şiddeti, bu planlı kötülüğü zihnine yerleştirirken evdekiler nasıl bir körlük içindeydi?
Bu yaşananlar tamamen denetimsizliğin, ilgisizliğin ve çocuğun dünyasındaki çöküşü bilerek görmezden gelmenin sonucudur. Ebeveynlik; sadece çocuğun karnını doyurup okula göndermek değildir. Ebeveynlik; o çocuğun zihnindeki, davranışındaki her değişimi takip etmektir. Kendi konforu uğruna bu