Son yıllarda yapılan araştırmalar, dinle psikolojik iyi oluş ve beden sağlığı arasında önemli ilişkilerin olduğunu ortaya koymaktadır. Bu çalışmalar doğrultusunda dindarlık seviyesi yüksek olan kişilerin, düşük olanlara kıyasla psikolojik açıdan daha iyi oldukları anlaşılmaktadır. Buna göre dindar bireylerin dindar olmayanlara kıyasla daha ümitli ve iyimser oldukları, daha anlamlı bir yaşama, daha yüksek bir sosyal desteğe ve evlilikte daha çok istikrar ve mutluluğa sahip oldukları görülmektedir. Ayrıca, daha az depresyon ve kaygı yaşadıkları veya bunları yaşadıklarında daha hızlı bir şekilde toparlandıkları, stresle daha iyi bir şekilde başa çıktıkları, daha az intihara teşebbüs ettikleri ve bağımlılık yapan maddeleri daha az kullandıkları anlaşılmaktadır.
🔗Birey için sığınılacak güvenli bir alan oluşturması bakımından dinî kavramlaştırma için faydalı bir model sunan bağlanma teorisi; psikolojik sorunlarla başa çıkmada güvenli bir yer olarak dinin ve Tanrı tasavvurunun fonksiyonlarını ortaya koyabilir. Özellikle Allah’a güvenli olarak bağlanan insanlar, güvensiz bağlanma ilişkileri olan insanlara göre fiziksel, sosyal ve duygusal olarak daha olumlu bir hayat sürerler. Tanrı’ya güvenle bağlananlar, diğer insanlarla daha sıkı sosyal ilişkilere girerek kaygı ve endişeden uzak çok daha pozitif bir ruh sağlığına sahip olurlar. Bağlanma teorisine göre, Tanrı’yı müşfik, sevecen, rahmet ve merhamet sahibi olarak gören bireylerin daha yüksek benlik saygısı ve daha olumlu bir benlik kavramına sahip oldukları görülmüştür.
🔗Yapılan araştırmalardan ziyade kendi deneyimlerimizde de bunu fark ediyor olmalıyız. Kendimizi üzgün, yorgun hissettiğimizde içsel süreçlerimizin yanında ek olarak bir Tanrı’ya güvenmek bizleri daha iyi hissettirmiyor mu?
🧷 Alıntı