Peki ne aşka, ne inanca, ne itiraf edilebilir arzuya sahip olan ben, kendimden başka güvenecek kimsesi olmayan, ve kendime karşı neredeyse hiçbir zaman sadık kalmayan ben, ben de çok yoksul değil miyim?
Başka birinde bizi heyecanlandıran şey, neticede ona hayat tarafından ödünç verilmiştir. Ruhun da beden gibi yaşlandığını; en iyilerde bile, tıpkı gençlik gibi bir mevsimlik çiçek açmadan, geçici bir mucizeden başka bir şey olmadığını fazlasıyla biliyorum. Öyleyse dostum, geçip gidene yaslanmak neye yarar?