Farkında olmasak bile bir yerde biri, bir başkasının ardından güzel cümleler kuruyor. Biri bir diğerine el uzatıyor. Kimi kırılmak pahasına kırmıyor bir başkasını ve kimi de bir karıncaya dahi merhamet ediyor. Kötülükler gibi iyilikler de daimidir; dünya bu nedenle hâlâ dönüyor.
İnsanın yüksek gayretlerle ve emeklerle yapmaya çalıştığı şeylerin yok sayılması ,üzerine birde manipüle edilip her şeyi berbat ettiğinin hissettirilmesi çok koyuyor insana .
kadınların iyi bir şiir yazacağına ve aşık olacağına inanmaktan ziyade yoğurda serpiştirilen çokça nane biraz tuz birkaç damla sıvıyağın acılı patos rolls'la karşılaştığındaki serinletici acısına inanıyorum. şiiri ve aşkı, kadınlara yakıştırmıyorum. bunlar bana hep erkek işi olarak gelmiştir. kadınlar, duygularını başka şekilde ifade edebilirler. mesela sadık ve anlayışlı bir karakterin incecik sardığı zeytinyağlı yaprak sarmasıyla. tabi bu bence olanı. isteyen şiir yerine sarma sarmaz baklava açar isteyen anlayışlı davranmak yerine sorun çıkarmaz. tabi bu da bence olanı. zaten konumuz ne uzun saçlılar ne saydam sözler ne de malihulya... sanırım karnım acıktı.
Şiir, tutkudan doğar.
Kelime, ancak hisle birleştiğinde canlıdır.
Gözle görmek yetmez; kalple duymak gerekir.
Şair, kelimeleri dizmez; duyguları görünür kılar.
Velhasıl kelam şiirin de şairin de cinsiyeti yoktur . Hele aşkın …
Hatta sen böyle yazınca ben erkeklerin aşkı kadınla değil yemekle bağdaştırdığını düşünmeye başladım 😅