Kadın cinsinin erkek karşısındaki tarihsel yenilgisi, cins olarak onu toplumsal, siyasal, kültürel yaşamın dışına itmiştir. Ailenin evin dört duvar arasında domestik bir köle olarak yaşamaya mahkûm etmiştir. Dolayısıyla, çağlar boyunca entelektüel uğraşırlar da tıpkı siyaset gibi esas olarak egemen sınıftan erkeğin elinde toplanmıştır. Buna karşı çıkan, toplumsal kuralları ve yasaları çiğneyen sıra dışı kadınlar ise, büyük bedeller ödemiş ve çoğunlukla da ibretlik yöntemlerle cezalandırılmışlardır.
Acı çekmek ne demekmiş asıl şimdi anlıyordum. Acı çekmek bayılana dek dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. Asıl acı, kalbi baştan aşağıya sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi. Kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey.