Deniz Mutlu Keskin

Size bir hikâye anlatayım. Her güzel hikâye gibi üç bölümden oluşan: giriş, gelişme ve sonuç. Girişte, dünyamızı insanlar yönetiyordu. Kendi zamanlarında birçok harika/korkunç şey yarattılar. Biz de dahil. Gelişmede dünyayı biz robotlar yönetiyorduk. Yıllar, tek bir insan bile görmeden geçti. Daha sonra bir kız çıkageldi. On iki yaşında bir insan. Onun türünün son örneği olduğunu sanıyorduk ama yanılmışız. O, "ilk"ti. İnsanlar bunca yıldır bizden saklanıyordu. Kız, onların yeniden ortaya çıkmasını sağladı. Ve bir kez daha dünyanın parçası oldular. Sonuçta, insanlarla birlikte yaşamanın bir yolunu bulduk ve bunun hikâyemizin barış/uyum/dostluk içindeki sonu olduğunu düşündük. Yanılmışız.
Reklam
Geleceğin dünyası robotların dünyası olacak bu robotlar da bizler olabiliriz 
Sayfa 192·Kitabı okudu
Vücudumuzdaki yumuşak ve ıslak şeylerin bilimi... Vücut Sahibinin El Kitabı'nda öğretmeninin sana anlatmayacağı, tüyler ürpertici detayları keşfedeceksin: İltihabın faydaları, kusmanın hayati önemi ve sümük bilimi hakler Tinteniesine bilgi sahibi olacak, vücudunu ve nasıl çalıştığıde pises ücuduna bakmanın yollarını ogren Vücudundaki her bir parçanın ne işe yaradığını ve olası bir problemde nasıl mücadele edeceğini göreceksin. Vücudun hakkında öğrenmek istediğin her şeyi ve sormaya dahi cesaret edemediklerini keşfet!
"Hiçbir şey düşünceden daha etkili değildir, çünkü o bütün evreni dolaşır; hiçbir şey zorunluluktan daha güçlü değildir, çünkü her şey ona teslim olur."
Diyarın birinde göğsü kınalı bir serçe varmış. Ne zaman gök gürlese yere yatar ve ayaklarını gökyüzüne doğru kaldırırmış. Bir değil, iki değil, üç değil... Bir gün göğsü kınalı serçeye sormuşlar, "Neden böyle yaparsın?" diye; 1840'lı yılların Topkapı Sarayı'nda on yaşından gün almış, dokuzunda bir şamaroğlanı vardı. Lala, şehzade yerine ona kızardı, şehzade yerine onu uyarırdı, hata yaptığında şehzade yerine onu azarlardı. Herkes bir kınalı serçeden bahsederdi ona... Saraydakiler arasında gizli bir dil, sadece bilenlerin bildiği bir şifre gibiydi "Kınalı Serçe." Kimdi, neredeydi, nereye uçar, nereye konar, nerede yaşardı? Tam yüz beş yaşına kadar onun hikâyesini aradı bizim şamaroğlanı sarayda... Eh hadi iyi haber verelim, buldu sonunda. Çocuk edebiyatımızın üretken ve sevilen yazarlarından Şermin Yaşar, bu kez bizi Topkapı Sarayı'nda bir gezintiye çıkarıyor. Saray adetlerini, işgal yıllarını, değişen toplumu ve yeniden yeşeren ümidi bu kez bir şamaroğlanının gözünden anlatıyor. Kahkaha ve hüznü bir araya getiren bu tarihi yolculuk, Türk tarihçiliğinin büyük ismi İlber Ortaylı'nın verdiği bilgilerle zenginleşiyor.
Reklam