İmanı bir nazarla muhatap olmadığımız her bir olay, ''Acaba ne olacak? Ya şöyle olur, böyle giderse? Sonu nereye varır kimbilir?'' diye kalb ve ruhumuzu vaveylaya boğduran yedi başlı ejderhalara dönüşüyor değil midir?
Konuşma, genellikle 'söz söyleme' ile karıştırılan bir fiildir. Oya, insan kendi kendine de birşeyler söylenebilir; oysa gerçek bir 'konuşma'dan söz edebilmek için en az iki kişi gerekir. Dilbilgisi tabirlerini kullanacak olursak, 'işteş' bir fiildir konuşma; hem söyleyeni gerektirir, hem de dinleyeni.
Bu bakımdan, Rabbimizin kullarına irad ettiği ezeli hitabi olan Kur'an'ın gerçekten bize yönelik bir hitap işlevi görmesi için, bizim dinliyor olmamız şarttır. Rabbimizin bize gerçekten konuşuyor olması için, bizim onu dinliyor olmamız şarttır.