Düşünün; anne ve babanız gözlerinizin önünde bir cinayete kurban gidiyor. Yetim kalıyorsunuz, kaymakam da size acıyıp evlat edinmeye karar veriyor. Sizi kendi oğlu gibi sevip büyütüyor. Evlat edinen ailenin öz kızını, bebekliğinden beri kardeşiniz gibi görüp birlikte büyüyerek ona abilik yapıyorsunuz. Ancak zamanla üvey KARDEŞİNİZE aşık olmaya başlıyorsunuz. Bu duruma aslında çok uygun bir atasözümüz var ama buraya yazmak istemiyorum.
Nasıl aşk hikayesi olarak güzelleme yapılıp beğenildiğini anlayamadığım, midemin kaldırmadığı bir kitap oldu. Kardeşlik, sadece kan bağıyla olmaz. Kan bağları yok diye bu iğrençliği onlar öz değil üvey kardeş diyerek normalleştirip bir de aşk hikayesi olarak güzelleme yapılmasını kabul edemiyorum. Böyle bir zihniyet olamaz!
Yusuf karakteri o kadar kötü ki…
En yakın dostu Ali ile üvey KARDEŞİ Muazzez evlenmek üzereyken arkadaşı Ali ölüyor ve bu yüzden evlenemiyorlar. Adam gibi adam olan yiğit delikanlı Yusuf, en yakın dostunun ölümüne içten içe sevinip bir yükten kurtulduğunu düşünüyor.
Kaymakam babası okula göndermeye çalışır gitmez, işe girip çalışmaz, evdeki üvey kız KARDEŞİNE göz koyar, babasının borcunu ödeyen her zaman yanında olan en yakın dostu ölünce sevinir. Ama sırf mahallede bir iki kişiyi dövüyor diye yiğit delikanlı Yusuf olarak bahsedilip durulur. Bu karakter hakkında yapılan yorumları okuduğumda çok şaşırdım. Genel olarak herkes inanılmaz derinliği olan bir karakter diye bahsetmiş. Üvey KARDEŞİNE aşık olan bir abiden bahsediyoruz! Bu kadar herkesin övdüğü karakter ve kitap gerçekten bu muydu?