Bu sefer kendimi baş döndürücü bir şehvetin boyunduruğuna girmiş değil, ikimizin de kalbine, göğsüne, midesine, her yerine giren güçlü bir aşkın kartallar misali kanat çırpışlarıyla sarsılır buldum. Sevişmek aşkı yatıştırmanın en iyi yolu değil midir?
Aşk mı insanı budala yapıyor, yoksa yalnızca budalalar mı âşık oluyor?
Bildiğim; kurnazlıklara, küçük tuzaklara, hilelere başvuruyorsa, bir erkeğin hiç mi hiç âşık olmadığıdır.
Bir saflık isteğiyle, takıntıyı bir an önce kafamdan çıkarmak için her zamanki alışkanlıkla odanın bir köşesine çekildim, ama bir süre sonra otuz bir çekemediğimi anladım. On iki yıldan sonra ben yine âşık olmuştum!