İslam’da “Hoşgörü”de vardır “Horgörü”de!
Bu sebeple Müslüman, yeryüzündeki kötülükleri, zulümleri, azgınlıkları, emperyalizmi, sömürgeceliği, işgalleri, katliamları, haksızlıkları, yolsuzlukları, hırsızlıkları ahlaksızlıkları, kısaca gezegene ve insana karşı olan hiçbir gelişmeyi “hoş göremez”, tam aksine onun görevi bütün bunları “hor görmek”tir.
Ahlak yasaktan doğmuştur ve bugüne kadar da öyle kalmıştır. Çünkü ahlak denilen şey, daima insan tabiyatında mevcut hayvani iç güdülerine karşı sınırlandırıcı ve engelleyici bir prensip olmuştur. Yasak ise hem mahiyeti hem de menşei itibarıyla dinidir. Nitekim Allah’ın “On emir”inden sekizi yasaklardan oluşur. Netice olarak denilebilir ki ahlak, dinin öbür halidir ya da İslam, varlığa ve olaylara etik bir yaklaşımın adıdır.
Zira iyinin şartı özgürlüktür, kaba kuvvetle ve zorlamayla özgürlük bir arada olamaz. “Dinde zorlama yoktur.” (2/el-bakara,256). Aynı ilke ahlak içinde geçerlidir: zorla alıştırma doğru davranmayı dayattığında bile haddi zatında gayr-i ahlaki ve gayr-i insanidir.