Aynı olayların üç farklı kişinin gözünden monolog şeklinde anlatılmasıdır.Gerçek yoktur-sadece algılar vardır..der..
Judit..
Hayatta kalma kimliği baskın,yoksulluktan gelen,güven duygusu hiç oluşmamış,sevgiye değil güce ihtiyaç duyan bir karakterdir.Judit için ilişki sevgi değil “sosyal yükselme ve hayatta kalma aracı”.Bu yüzden sevemez.Çünkü sevgi onun dünyasında lüksdür.
Burjuva Koca..
Judit’i sevdiğini sanır,ama aslında onu bir statü objesi olarak ister.Narsistik yaralanma korkusu,kontrol ihtiyacı ,idealize etmeyle birleşince,onun aşkı:”Seni istiyorum”değil,”sana sahip olmak istiyorum.”
Bir hanımefendi..
Saygın,kültürlü,kontrollü,duygularını bastıran bir burjuva kadındır.İç dünyasında derin bir yalnızlık vardır.Duygularını yaşamaz,yönetir.Doğru kadın olmak onun gerçek benliğini bastırır.Judit ortaya çıktığında ilk kez şunu fark eder:”Ben hiç gerçekten sevilmemişim.”
Erkek karakter güven için Marika’yı,tutku için Judit’i ister.Ama ikisini aynı kadında bulamaz.
Maria finalde aslında şunu söyler:
İnsanlar birbirini kaybetmez.Hiçbir zaman gerçekten buluşamamışlardır.
Eşitsizlik ve kimlik çatışması varsa aşkın kaçınılmaz olarak yalnızlığa dönüşeceğini anlatır..