Devrim Özgür Savaş

Devrim Özgür Savaş
@Devrimce
ATATÜRK'ÜN İZİNDE BİR KADIN, SEVGİYLE SAYGIYLA...
Sokak Kedisi ve Ciğercinin Kedisi
Kuyruklu Şiir Uyuşamayız seninle yollarımız ayrı; sen ciğercinin kedisi ben sokak kedisi; senin yiyeceğin kalaylı kapta; benimki aslan ağzında; sen aşk rüyaları görürsün, ben kemik ama seninki de kolay değil, kardeşim; kolay değil hani; böyle kuyruk sallamak tanrının günü. Cevap -ciğercinin kedisinden sokak kedisine- açlıktan bahsediyorsun; demek ki sen komünistsin. demek bütün binaları yakan sensin. İstanbul'dakileri sen Ankara'dakileri sen... sen ne domuzsun, sen!
Şiir
Reklam
Bizim İmparatorluk
Bizim emperyalizm, Osmanlı emperyalizmi, şu ana fikir üstünde kurulmuş bir hayal idi: Türk Milleti kendi başına devlet yapamaz! Kudüs'ün en güzel yapısı Almanların, ikinci en güzel yapısı yine onların, en büyük yapısı Rusların, bütün öteki binalar İngilizlerin, Fransızların, hep başka milletlerin idi. Gür sakalları baharat kokan dürziler, saçları örgülü yahudiler, elleri meşinleşmiş urban ve entarili Araplar hepsi, Türk Ordusu Kanala doğru giderken, dar Suriye ve Filistin kıtasında iki safa ayrılmış: "- Geç yiğitim, geç!" diyordu. Fakat bir avuç Türk, bütün kıtayı tuttu. Koskoca çölü yapı ve bahçelerle donattık. Geç kalmıştık. Artık ne Suriye, ne de Filistin bizim idi. Rumeli'yi kaybetmiştik. Bir realite hissi ile değil, bir tarih hissi ile kendimizi zorluyorduk. Anadolu baştanbaşa yapılmak, şehirler, köyler, ev ve tarla zengin olmak, Türkler tamamiyle batılaşmak ve sonra da Halep'ten Kızıl Denize doğru, nüfus, teknik ve sermaye ile taşmak lâzımdı. Biz ise Anadoluyu aşıp, Halep kapısını vurduğumuz zaman, bayındırlık ve kalabalık görmeye başlıyorduk. Halep büyük bir şehir, Şam büyük bir şehir, Beyrut büyük bir şehir, Kudüs büyük bir şehir, ve hepsi ağyar (yabancı-el) idi. Lübnan havası, bize Dobruca havasından yüz kat daha yabancı idi. Fakat her yere: - Bizim diyorduk. Şam, evimiz kadar bizim, Lübnan bahçemiz kadar bizim... Bu tasarruf ve hüküm hissinin bize damarlarımızdaki kandan geldiğine şüphe yoktu. Ve kendimizi otelciye, lokantacıya, hattâ posta memuruna anlatmak için yavaş yavaş Arapça öğreniyorduk.
Sayfa 38 - Milli Eğitim Basımevi- Devlet Kitapları, 1000 Temel Eser·Kitabı okuyor
Tarih
Seyfi Baba
- Şimdi anlat bakalım, neydi senin hastalığın? Nezle oldum sanırım, çünkü bu kış pek salgın. - Mehmet Ağa'nın evi akmış. Onu aktarmak içün Dama çıktım, soğuk aldım, oluyor on beş gün. "Ne işin var kiremitlerde a sersem!" desene! İhtiyarlık mı nedir, şaşkınım, oğlum, bu sene, Hadi aktarmıyayım... Kim getirir ekmeğimi? Oturup kör gibi, nâmerde el açmak iyi mi? Kim kazanmazsa bu dünyada bir ekmek parası: Dostunun yüz karası; düşmanının maskarası! Yoksa yetmiş beşi geçmiş bir adam iş yapamaz; Ona ancak yapacak: Beş vakit abdestle namaz Hastalandım, bakacak kimseciğim yok; Osman Gece gündüz koşuyor, "iş" diye, bilmem ne zaman Eli ekmek tutacak? İşte saat belki de üç Görüyorsun daha gelmez... Yalnızlık pek güç. Bazı bir hafta geçer, uğrayan olmaz yanıma; Kimsesizlik bu sefer tak dedi artık canıma! - Seni bir terleteyim sımsıkı örtüp bu gece! Açılırsın, sanırım, terlemiş olsan iyice.
Sayfa 71
Edebiyat

Devrim Özgür Savaş

, bir kitap okudu
10/10
·544 syf.·
Beğendi
·
2018 203. kitabı
Nazım Hikmet Ran
8.9/10 · 7,4bin okunma

Devrim Özgür Savaş

, bir kitap okudu
8/10
·75 syf.·
Beğendi
·
2018 202. kitabı
Stephen W. Hawking
8.6/10 · 3.498 okunma
Reklam