Yoksullara zenginlik ilüzyonlan satılıyor,
ezilenlere özgürlük ilüzyonları,
yenilenlere zafer düşleri
ve güçsüzlere iktidar düşleri.
Halk, "bu" düzeni "doğal" ve bu yüzden de
sonsuz olarak kabul etmesi için evcilleştiriliyor;
sistem vatanla özdeşleştiriliyor;
rejimin düşmanı hain ya da dış mihrak ilan ediliyor.
Kimlikleri sürekli kültür işgalleriyle yıkılmış, acımasız sömürüleri
dünya kapitalizm makinesinin işlemesine hizmetkar kılınmış
halklar için sistem bir "kitle kültürü" yaratır.
Kitleler için kültür demek gerekir aslında, bilinçleri manipüle eden, gerçekliği gizleyen, yaratıcı hayal gücünü ezen kitlesel dolaşıma sahip bu indirgenmiş
sanat için en uygun tanım budur. Elbette kimliğin açıklanmasına
hizmet etmez, yalnızca iletişim araçları aracılığıyla kitlesel olarak
yayılan yaşam biçimlerini ve tüketim yöntemlerini dayatmak için
kimliği silmenin ve deforme etmenin bir aracıdır. İthal bir yaşam
süren, ahmaklık ve zevksizlikle "evrensel kültür" denileni ya da bununla
egemen ülkelerin kültürlerini karıştıranların anladıklarını
kopya etmekle yetinen egemen sınıfın kültürüne "ulusal kültür" denir.