Çocukların gönlüne açılan tüm kapıların anahtarı madem oyun; öyleyse oyunları kullanmamız gerek öğretim yolculuğunda . Yineleyelim; amacımız, daha çabuk ya da daha pratik öğretmeye çalışmaktan ziyade, SEVDİRMEYE ÇALIŞMAK…
Ve buyurun, Hz. Ali'ye kulak verelim;
"Evlatlarınızı kendi çağınıza göre değil, onların çağına göre yetiştirin."
Oysa biz istiyoruz ki; tıpkı bizim çağımızdaki gibi yillar öncesinin yöntemleriyle Kur’an öğretimi gerçekleşiversin.
Otursun çocuklar rahle başına, açsınlar cüzlerini, sıra sıra yapsınlar okumalarını...
Ancak gocukların, bu çağın çocukları olduğunu unutuyoruz.
Peki, bu çağın çocukları nasıl çocuklar?
Aktivitelerle donattigimiz, sayilardan, renklere, alfabeden,toplama-çıkarmaya kadar her şeyi oyunlarla öğrettiğimiz çocuklar..
Bu çocukların oyunlarla öğrenmede artık zengin bir damak tadına sahip olduklarını söyleyebiliriz.
Öyleyse, şu dünyada yapabileceğimiz en mühim öğretim olan Kur’an öğretimini, tüm ilimlerden daha keyifli, daha neşeli bir şekilde sunmamız gerekmez mi?
Elbette Kur’an’ın kutsiyetine bir halel getirmeksizin…