Ne sen unuttun beni, ne ben vazgeçtim senden. Ama öyle bir haldeyiz ki ne sen arıyorsun beni, ne de ben yaşıyorum seni... Bazen insan, iyileşmek dahi istemiyor.. Çünkü içindeki acı sevdiğinden kalan son hatıradır diye... Ancak en acısı da ne biliyor musun ben seni kendim gibi sanmıştım...
Bazen de hiç tanımamışım gibi devam etmek istiyorum hayatıma çünkü gerçekten hiç tanımamışım... Ne benim sana dönecek yolum, ne senin gel diyecek yüreğin var. Mümkünse bu şehir bir daha göz göze bile getirmesin bizi... Seninle gülünmez, ağlanmaz, bir yolda yürünmez..
Sen sevginin ve emeğin ziyan olmuş halisin. Merhamet bilmeyen kalbinden öpüyorum, benim seninle olan savaşım bitti.
Artık gözlerin istediğine gülebilir...
Halbuki apaçık dememiş mi: “Rahmetim gazabımı geçer” diye? Buna rağmen bekler dururlar. Hakk’ın onlar için öç almasını isterler. Hayatları bitmek bilmez bir hamaset ve husumetle doludur; sevgisizlikleri üzerlerini örten bir kara buluttur. Ağaçlara takılıp ormanı gözden yitirme. Tek tek şu ayete, bu ayete takılma. Parçaları bütünün ışığında okumak gerekir. Ve bütün, özde gizlidir.