Ben de Kafka'nın "Huzur mu istiyorsun; az eşya, az insan" sözüne inananlardanım. Çünkü hayatımızı zorlaştıran, çekilmez hale getiren şeylerin başında kendimize yük edindiğimiz fazlalıklar geliyor.
İslam topraklarını gezip gören frenklerin seyahatnamelerinde rastlanılan bir şikayettir: Bu ülkede saat kulesi yok! Sonra bir sebep ararlar buna: Çünkü bu ülkede zamanı günde beş vakit namaz belli eder.
Müslüman için içinde bulunduğu durumun değerlendirilmesi bir bakıma kolaylaşmıştır. Olanca açıklığıyla yeni bir cahiliye toplum düzeni içinde yaşadığımızın delilleri ortaya serilebilmekte. Eğer bir kök aranıyorsa onu yok edilmiş bir gelenekte değil İslam'ın kaynaklarından aramak gerektiği konusunda da görüşler billurlaşmış durumda.
Evvela insana kıymet vermemiz lazımdır. Kur'an-ı Kerim'in insanı eşref-i mahlukat sayan hükmüne hürmeten başka kurtarıcı yolumuz yoktur. Aynı zamanda bir Ahlâk eğitimine kuvvetle başlamak lazımdır. Devrimi makine gıcırtısının ahlak ilahilerini susturduğu devirdir. Bizim ahlakımız hörmet, hizmet ve merhamet prensiplerini kendinde birleştiren aşk ahlakıdır, diye heyecandan boğulacak sesiyle -gereken cevabı- kendisine vermişti.