Okur
Zanyar ZALOĞLU
TAKİP ET
Zanyar ZALOĞLU
@Dildar62
"Feyza me weke Nîl é lé em Dîcle û Ferat'in." "...Çiyayê xewnan şewitî heyran, çiyayê xewnan."
Lisans
Erkek
77 okur puanı
21 Ağu 2018 tarihinde katıldı.
155
Kitap
1
İnceleme
158
Alıntı
288
İleti
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
Sabitlenmiş gönderi
Ümit Aras Dağlı -Pinokyo
Yağmur ne zaman böyle yağsa durup insanları izliyorum. Etrafımı, sokakları, caddeleri ve binaları Pinokyo. Herkes gibi dükkanların, binaların, saçakların altına kaçmak geçmiyor içimden. Önümden, arkamdan, sağımdan ve solumdan insanlar akıyor durmadan. Durmadan, durmadan akıyorlar ve çok ve çok pisler... Çok pisler Pinokyo, çok pisler. İnsanlar çok kirliler. Bu yüzden mi kaçıyorlar Tanrıdan dersin, bu yüzden mi ? Bazen yağmur yağınca aklıma annem geliyor Pinokyo. Eski bakır leğen de beni yıkayışı ve benim kaçma çabalarım geliyor. Şimdi şu yağmurdan kaçan ve insan olduklarını iddia edenlere bakıyorum da kahkahalar atasım geliyor Pinokyo. Acı, acı, acı, acı kahkahalar savurasım geliyor. Şöyle düşünüyorum, Pinokyo. Şöyle düşünüyorum; baksana sanki Tanrı kullarını yıkayıp paklamak istiyor da, sanki dünya koca bir bakır leğen de, tüm kulların huysuz çocuklar gibi kaçışıp saklanıyor. Oysa Tanrı her an sizinle beraberdir. O her yaptığınızı görür denilmiyor muydu ? İnsanların yalanlar kokan ağızlarında sırf çuvalları için bunun gibi kutsal sözcükler dizilmiyor muydu ? Pinokyo; yoksa ben mi yanlış hatırlıyorum ? Ey insancıklar ! Ey insancıklar, demek istiyorum onlara Pinokyo. Tanrı sizi görüyor, görmese bile şu an sokağın en haylaz çocuğu ilan ediyorum kendimi. Hepinizin, hepinizin yerini birer birer söylüyorum ona, kaçmayın. Kaçmayın ! Gelin hep birlikte arınacağız. Yıkanıp temizleneceğiz bu yağmurların altında. Ey insancıklar ! Ey insancıklar ! Ey samimiyetsizler ! Ey insanlığı askıya alanlar, kaçmayın. Tanrı bizi temizlemek için geceden beri içi yüklü bulutlar alıyor gökyüzünden. Onları sıkıp bu yağmurları biriktirene kadar çok yoruldu ben şahidim. Ben şahidim, gelin ey insancıklar gelin birikin şu şu meydanlarda, sokaklarda, caddelerde Tanrı'nın emeğinin karşılığını verin. Temizlenip o çocukluğumuza dönelim. Oysa sevgiyi hatırlatmak istiyorum onlara Pinokyo. Oysa sevgiyi hatırlatmak istiyorum Arkadaşlık, saygı, halden bilmek... Ölümlü olduğunu şöyle bir hatırla bak ! Sonra, sonra şiir Pinokyo. Ekmeğin birden fazla parçaya bölünebileceğini, şarkıların ve türkülerin hep bir ağızdan kardeşçe söylenebileceğini, dinlenebileceğini, acıların da sevinçlerin de bölüşebileceğini söylemek istiyorum. Belki insanlığımız daha ölmemiştir de bir enkaz yığını gibi üstümüzde yer edinmiş yalanların, samimiyetsizliğimizin, iki yüzlülüğümüzün, vicdansızlığımızın altında bir yerlerde bizim onu kurtarmamız gerekiyor. Demek istiyorum Pinokyo. Demek istiyorum onlara, haykırmak istiyorum onlara Pinokyo. Pinokyo kardeş; haykırmak istiyorum... Ümit Aras Dağlı - Pinokyo
11
Yürek Çağrısı
Hangi türküye uzansam suskunum sana Ağıt ağıt-özlem özlem suskun Tut ki vurulmuşum Aşktan ve kandan bir damla olmuşum Bir saçlarının rüzgarına Bir de ağzının kıyılarına konmuşum Hangi dalga silebilir beni senden Hangi kasırga koparabilir Ben saç tellerinde bir ezgi olmuşum. Adnan Yücel
2
Edip Cansever saate bakmak
Varsın her şey sonraya kalsın Sonraya, en sonraya Sözgelimi iki bin altı yüz kırk bir mil. Bir papatya ne kadar uzağı görebilirse O kadar yakın kalplerimiz birbirine Ölü bir denizi bile bir tartışmaya çevirdik Kayaları taş devrine göre ölçtük biçtik Kalemlerimizi kesilmiş çiçek sapları gibi attık Kapıları açarken birbirimize ağladık (Ne kadar da çok severmişiz birbirimizi Sahi ne kadar da çok severmişiz Yıllarca, yüzyıllarca öpüştük Sigaralar tuttuk, içkilerin en iyisini sunduk İstersen bu gece burada kal, dedik Sağlığımızı sorduk, bir sürü ilaç adları saydık Sık sık görüşelim, olmaz mı dedik İyi bildiğimiz ne varsa yaptık, ayrıldık Ortada Her zamanki gibi bir karanfil kaldı.) Köşedeki tütüncü silaha çevirdi sigaralarını Ödemesi çok güç sigaralara Manav yarı anlamlı güldü biz geçerken Eriklerden, çileklerden, o canım kirazlardan bile utanmadan Hani o çocukluk küpesi olan kirazlardan Hani rengi içimize göre değişen: mor, mavi, pembe, sarı İlk defa merhaba dedi bir balıkçı Çırparaktan elindeki suyu ölgün bizlere Sigarası dudağında: merhaba! Ya peki biz ne dedik, ne dedik Yoldaki bir taşı şöyle bir kenara koyduk Yakamıza rastgele bir çiçek iliştirdik Su satılan dükkanlara baktık, yüzümüz cam cam ışıdı Ve leylak kokuları gibi kendi kokumuza uzandık Köşeyi döndük, bütün köşeleri hızla döndük Su birikintilerinin ağaçlandığı eski bir sokağın tarihinde Şöyle yazdı: Her şey sonraya kaldı. Ey ayaklarımızın dibindeki yoksul gül Gölgesi yüreklerimizin Öfkemiz sevgiye benziyor şimdi, sevgimiz öfkeye Ve tartışmaya çevirdiğimiz deniz ölüler bırakıyor Çıplak ölüler Birbirine kenetlenmiş ölüler halinde. Bir otobüse biniyoruz, sahiden biniyor muyuz Söyle, nerde ‘Göğe bakma durakları’, nerde Birinin elinde gazete ve süt Gazete mi, evet gazete Bütün manşetler tutsaklığı ve yenilgiyi çağrıştırıyor Paramızı veriyoruz, üstünü alıyoruz,bozuk paralar Cebimizde nikel Cebimizde sarılmış ölüler halinde. Her şey bir hızlı adım olmamaya Ama gün gibi taptaze bir umut gözlerimizde Saatlerimize bakıyoruz hiç yoktan Çok uzaklara bakmaktır,diyoruz, durmadan saate bakmak Yemyeşil bir su takılıyor akrebe ,bir çavlan Yüzü akide gibi parlayan bir gün takılıyor yelkovana Anılardan anılardan çoktan vazgeçtik Yaşadığımız bugün nasıl Güzelliğimiz hangi güzellik. Biliyor muyuz, hayır, bilmiyoruz da Acılarımızdan bir yaz kurduk onarıyoruz Belki bir hazırlık bu başka yazlara Yakın yazlara, uzak yazlara ÇÜNKÜ HER ŞEY ESKİYE KALDI, ANILAR BİLE HER ŞEY, AMA HER ŞEY ESKİYE KALDI VAKİT YOK BİR DAHA YEMYEŞİL EYLÜL TRAMVAYLARINA.
Ümit Aras Dağlı -Pinokyo
Yağmur ne zaman böyle yağsa durup insanları izliyorum. Etrafımı, sokakları, caddeleri ve binaları Pinokyo. Herkes gibi dükkanların, binaların, saçakların altına kaçmak geçmiyor içimden. Önümden, arkamdan, sağımdan ve solumdan insanlar akıyor durmadan. Durmadan, durmadan akıyorlar ve çok ve çok pisler... Çok pisler Pinokyo, çok pisler. İnsanlar çok kirliler. Bu yüzden mi kaçıyorlar Tanrıdan dersin, bu yüzden mi ? Bazen yağmur yağınca aklıma annem geliyor Pinokyo. Eski bakır leğen de beni yıkayışı ve benim kaçma çabalarım geliyor. Şimdi şu yağmurdan kaçan ve insan olduklarını iddia edenlere bakıyorum da kahkahalar atasım geliyor Pinokyo. Acı, acı, acı, acı kahkahalar savurasım geliyor. Şöyle düşünüyorum, Pinokyo. Şöyle düşünüyorum; baksana sanki Tanrı kullarını yıkayıp paklamak istiyor da, sanki dünya koca bir bakır leğen de, tüm kulların huysuz çocuklar gibi kaçışıp saklanıyor. Oysa Tanrı her an sizinle beraberdir. O her yaptığınızı görür denilmiyor muydu ? İnsanların yalanlar kokan ağızlarında sırf çuvalları için bunun gibi kutsal sözcükler dizilmiyor muydu ? Pinokyo; yoksa ben mi yanlış hatırlıyorum ? Ey insancıklar ! Ey insancıklar, demek istiyorum onlara Pinokyo. Tanrı sizi görüyor, görmese bile şu an sokağın en haylaz çocuğu ilan ediyorum kendimi. Hepinizin, hepinizin yerini birer birer söylüyorum ona, kaçmayın. Kaçmayın ! Gelin hep birlikte arınacağız. Yıkanıp temizleneceğiz bu yağmurların altında. Ey insancıklar ! Ey insancıklar ! Ey samimiyetsizler ! Ey insanlığı askıya alanlar, kaçmayın. Tanrı bizi temizlemek için geceden beri içi yüklü bulutlar alıyor gökyüzünden. Onları sıkıp bu yağmurları biriktirene kadar çok yoruldu ben şahidim. Ben şahidim, gelin ey insancıklar gelin birikin şu şu meydanlarda, sokaklarda, caddelerde Tanrı'nın emeğinin karşılığını verin. Temizlenip o çocukluğumuza dönelim. Oysa sevgiyi hatırlatmak istiyorum onlara Pinokyo. Oysa sevgiyi hatırlatmak istiyorum Arkadaşlık, saygı, halden bilmek... Ölümlü olduğunu şöyle bir hatırla bak ! Sonra, sonra şiir Pinokyo. Ekmeğin birden fazla parçaya bölünebileceğini, şarkıların ve türkülerin hep bir ağızdan kardeşçe söylenebileceğini, dinlenebileceğini, acıların da sevinçlerin de bölüşebileceğini söylemek istiyorum. Belki insanlığımız daha ölmemiştir de bir enkaz yığını gibi üstümüzde yer edinmiş yalanların, samimiyetsizliğimizin, iki yüzlülüğümüzün, vicdansızlığımızın altında bir yerlerde bizim onu kurtarmamız gerekiyor. Demek istiyorum Pinokyo. Demek istiyorum onlara, haykırmak istiyorum onlara Pinokyo. Pinokyo kardeş; haykırmak istiyorum... Ümit Aras Dağlı - Pinokyo
11
Kırk cümle kuruyorsun, ağzını açmadan vazgeçiyorsun. İncinme değil bu, insana olan inancı yitirme! Yaranı evde bırakıp çıkıyorsun sokağa. Öyle acıklı bir uzaklık ki, şikayetin sularını çoktan geçtin. Hiçbir şeye öfke duymuyorsun. İnsan boylu boyunca bir hastalık. İnsan korku. İnsan yıkım. İhtiraslarının külü insan. İnanmıyorsun artık. Anlamamak değil, inanmıyorsun! Can sıkıntısı değil, inanmıyorsun! Yaşamak korkusu değil, inanmıyorsun! Şükrü Erbaş
4
DAHA FAZLA GÖSTER