"Gerçek şu ki sen ölülere de işittiremezsin, sırt çevirip uzaklaşan sağırlara da işittiremezsin bu çağrıyı. Ve (yine) sen [kalben] kör olanları, saptıkları yoldan çevirip doğru yola yöneltemezsin. Sen (sesini) ancak mesajlarımıza inan[maya istekli ol]anlara işittirebilirsin ki onlar da zaten bize yürekten boyun eğecek olan kimselerdir." (Neml, 80-81)
Hak Teâlâ şöyle buyurur: Ey Âdemoğlu! Tevbe ettiğinde tevbeni kabul ederim; gayret ettiğinde hidayete erdiririm; dua ettiğinde icabet ederim. Bir şey dilediğinde verir, şükrettiğinde nimetini artırır, tevekkül ettiğinde her işinde sana yeterli olur, işlerini bana bıraktığında seni korur ve sana yardım ederim.
Evet, aklı olan, belki her nefeste tevbe eder. Ansızın ölüm gelir de tevbesiz ölürüm diye korkar. Resûlullah, " Vakit çıkmadan önce namaz kılmakta acele ediniz. Ölüm gelmeden de tevbe etmekte..." buyurur. Evet, ölüm gelmeden tevbe etmekte acele lazımdır. Zira ölüm ansızın gelebilir, geldiğinde dilin tutulabilir.