Yasar Kemal'in kendine özgü, Anadolu'nun derinliklerinden beslenen edebi mirasıyla harmanlanmış, iktidar ve çıkar ilişkilerinin devlet memurları üzerindeki baskısını işleyen bir romanı inceleyerek, okuyucuyu düşündürücü bir yolculuğa çıkartıyor. Çukurova'nın çeltik tarlalarından edindiği tecrübelerle konuya tam hakimiyeti, yazarın bu alandaki gerçekçi kurgusunu daha da güçlü kılıyor.
Roman, dürüst ve işini layıkıyla yapan bir devlet memurunun, iktidar sahibi kişilerin kendi çıkarları doğrultusunda siyasete yön vermesiyle başlayan baskılara nasıl direndiğini veya boyun eğmek zorunda kaldığını çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Yazar, karakterin iç dünyasındaki çatışmaları, etik değerlere olan bağlılığını ve sistemin çürümüşlüğü karşısındaki çaresizliğini derinlemesine hissetmemize olanak sağlıyor. Belki de bir toprak reformu mücadelesi, belki de bir altyapı projesi etrafında dönen olaylar, bürokrasinin labirentlerinde kaybolan bir memurun dramını anlatıyor.