Sessizliğin de bir dili varmış...
Bugün onu öğrendim.
Terk edilmiş Ezidi köylerinde dolaşırken, duvarların hâlâ bir şeyler fısıldadığını hissettim.
Yarım kalmış hayatlar, bir daha dönülmeyen kapılar...
Her köşe bir hatıra gibiydi, ama kimse anlatamıyordu.
Rüzgar esiyordu,
ama sanki sadece rüzgar değildi bu...
Bir zamanlar burada yaşayan insanların
gülüşleriyle, korkularıyla, dualarıyla doluydu.
İnsan bazen hiç tanımadığı hayatlara üzülürmüş.
Bugün onu da öğrendim.