Başkalarının gözleri bize çare olamaz. Ama din adamları, din satan tüccarlar, din adı altında insanları sömürenler inançlı olman gerektiğini söyler dururlar: "Zekaya ne gerek var? Neden kendin düşünesin ki? Düşünceler zaten hazır. Kutsal düşünceler var; onlara inanman yeterli."
Belki aşk değil ama ilişki çoğu zaman sınıfsaldır. Her engeli aşan, bir anda duvarları yıkan aşk, sürekli bir ilişkiye, düzenli bir beraberliğe dönüşünce bütün kültürel duvarlar, bir zamanlar göze görünmeyen sınırlar olanca katılığıyla ortaya çıkıverir.
"Zor olmuştur. Cezayı kişiler değil de toplum veriyorsa, daha ağır olur katlanmak."
"Zor olmaz mı? Bir yandan Hayri, bir yandan toplum, beni ev hapsine mahkûm ettiler."
Düşünüyorum da, Bayram'ın kendi gerçeklerini görmesi için ben büyü de yapmadım, sihir de. Sadece onu dinledim. Yargılamadım, suçlamadım, ayıplamadım. O da kendi sesini duydu ve yanlıştan döndü.