“Önemli olan yapılan iş değil, yapılan şeyin birlikte yapılması ve o şey yapılırken bir bütün olabilmek. Dolayısıyla olmak, yapmaktan önce gelir. Ama artık insanlar, içlerinden gelerek ve sorun yaratmadan, birlikte çalışmaktan haz almaya pek yatkın değiller.”
“İnsanlar, farkında olarak ya da olmayarak, birtakım beklentilerle birbirlerine yaklaşıyorlar. Çoğu zaman, biri diğerinden, diğeri de ondan kendisini “yaşatmasını” beklerken, şirket ortaklığı benzeri ilişkilerin içinde hapsolup bu kez de beraberliklerin çürümesini bekleyerek … İnsanlar, “Ben ona şunu verdim” ya da “O bana hiçbir şey vermedi” gibi ifadeleri sık kullanıyorlar. Bunu yaparken aslında “ilişkinin kendisine” ne kattıklarını ya da katmadıklarını düşünemiyorlar.“
“… haberleşme ağı sayesinde herkes birbirinin o anda nerede,kimle ne yaptığından haberdar olabiliyor. Bir araya geldiklerinde de birbirleriyle paylaşacak hikayeleri kalmamış oluyor.”
“İnsanlar, dostları, eşleri, sevgilileri, akrabaları olduğu için yalnız olmadıklarına inanıyorlar ama yine de kendileriyle başbaşa kaldıkları anlarda çok daha derinlerde yaşanan soyutlanmışlıklarıyla zaman zaman yüzleşmek durumundalar. Ancak çoğumuz, bu katlanılması zor duyguyu yaşamamak için alışılagelmiş ilişki ayinlerine kendimizi tekrar bırakıveriyoruz ya da cep telefonlarına sarılıyoruz.”