Söz, bireysel bir ifade aracı olmanın ötesinde, toplumsal bilinç ve etik sorumluluğun taşıyıcısıdır. Bu nedenle konuşmak bir hak değil, sorumluluktur. Düşünsel derinlikten yoksun, inanç ve değer alanlarına müdahale eden söylemler, fikir üretmekten çok toplumsal dokuyu zedeler. Gerçek kanaat önderliği, farklılıkları dışlamadan anlam kurabilmek ve inançları incitmeden düşündürebilmektir.
Zira sorumluluktan uzak her söz, yalnızca bir fikir kusuru değil, aynı zamanda toplumun vicdanında yankılanan ahlaki bir kırılmadır.